Advert
Advert
Adavet Yürüyüşü
İbrahim Sözeri

Adavet Yürüyüşü

Bu içerik 501 kez okundu.


       Harfi yalış yazmadım veya şaşırmadım. İsmine adalet yürüyüşü dedikleri, gaflet ve kin yürüyüşüne daha uygun bir isim de bulamadım. Mecburen ve bile isteye bu ismi yazmak durumunda kaldım. Neden mi?  ADAVET ;  öyle bir kelime ki içinde bu yürüyüşün amacını planlayanların, niyetini göstermede tek başına yeterli geliyor.
         Peki adavet ne demek?
     Adavet demek; düşmanlık demek, hainlik demek, hırstan gözü dönmüş ve çıldırmışcasına hasmına hûcüm etmek demek.
İşte şu an ki bu yürüyüş, böyle bir yürüyüş. Zahiren görünen kısmında, pensilvanyadan alınan bir emri uygulamaktalar.
(Tabii bu zahir görüntüyü gözlerinde hala perdeler olan inatçı kesim göremiyorr,  15 temmuzu bir tiyatrodan ibaret olarak gören ahmak kesimden bahsediyorum.) İşin iç yüzünde ise yeni bir yapılanma var. Bir gezi kalkışması gibi, Hendek eylemleri gibi, Hatta 15 temmuz darbe girişimi gibi.
      Öyle bir zakkum ağacının çekirdeğini taşıyor ki bu yürüyüş, bugün bu çekirdek ya zakkum ağacına dönüşecek 
yada çürüyüp diğer girişimler gibi yok olup gidecek. Amerikasının İngilteresinin
Frasasının Almanyasının gözü burada. Tüm fitneci, yerli ve yabancı kanallar dikkat kesilmiş. Her ülke kendi ajanlarını 
göndermiş provakasyonları tertipliyor. Belki bir suikast girişimi, belki bir katliam girişimi yapmaya çalışacaklar. Belki de son günlerde sınırdan geçerken farklı farklı zamanlarda yakalanan 13 intihar eylemcisinden bazılarının hedefi bu yürüyüştü. Allah muhafaza etsin.
     Gaflet gözlüğü gözünüzde yoksa illa ki görmüşsünüzdür. Şer odakları bir. Devletin ve milletin zararına hangi eylem hangi girişim varsa hep aynı aktörler.  Gezi hainliğinde de hendek olaylarında ve dahi 15 temmuzda. Hep aynı tayfa. CHP'nin MHP'nin hatta AKParti'nin gizli fetö ayağı, 15 temmuzda darbeci tankları alkışladıkları gibi, gezi olaylarında sosyalist muhalif gibi görünen para ile tutulmuş köpeklerin ortalığı yıkma çabasında olduğu gibi ve HdPkk'nın dağdaki teröristini şehire indirip hendek kazdırması sivil halkı kendine kalkan yapması gibi. Hepsi aynı safta.  Tek elden kontrol edilen bir orkestra gibi. Ülkemizi bölmek ve bir iç savaşın içine çekmek, Büyük israil projesini hayata geçirmek için ellerinden gelen her türlü zûlmü, adiliği, şerefsizliği kendilerine vazife bilmiş 
Dünya'nın  kanını emen vampir devletler. Karşılarında  ise anadolunun bağrından çıkan , anasının kınalı kuzusu, babasının göz bebeği yavrusu mehmetcik. Bir de göremedikleri Allah (c.c.).  
     Allah bu millete öyle güzel lûtuflar verdi ki. Evvela damarlarımızdaki kanda var olan, adeta genlerimize işlenen vatan aşkımız var. Milli birliğimiz var, Birliğimize can katan milli ruhumuz var. Bunlar basit terimler değil. Bu kavramlar olmadığı için Suriye, Filistin, Irak, Yemen kan ağlıyor. Milli bir kimliği oluşmamış, hamisi olan Osmanlı Devletinden koparılmış, koparılırken milli ruhu da  halkı gibi esir edilmiş devletler. Aslına bakılırsa 15 Temmuz'a kadar milli ruh çok fazla bir mana ifade etmezdi. Belki bize ancak genlerimize kodlanmış bir program gibitehlikede uyarıyor vucüdu. Bu ruh çoktandır kayıptı. En son Çanakkalede kalmıştı. 
     Ancak öyle bir uyandı ki, bir daha uyanmamak üzere. Rabbimiz ne güzel diyor "Her zorlukla bir kolaylık vardır."(inşirah-5) diye. 15 Temmuz olmasaydı, belki de bu birlik sağlanamaz bu Ruh uyanamazdı. Halk birleşti , milli ruh dirildi, gögsümüzde ki iman irileşti.
Bu ruhu anlamayanlar boşuna kalbinizi yormayın. Sizin kabiniz katılaşmış. Allah nasip etmiyor. Dua edin sadece Allah bu duyguları size tekrar kazandırsın.  Dua edin ki Vatan Aşkı nedir, Milli birlik nedir, Bayrak için candan, canandan geçmek nedir rabbim hatırlatsın sizlere. 
     Ülkemiz öyle bir ülke ki 72 milletten insanın yaşadığı gibi 72 çeşit insanıda barındırıyor. Vatan hainini barındırıyor, işbirlikçileri barındırıyor,  dalkavukları barındırıyor, sapığını barındırıyor, LGTB'lisini barındırıyor, provakatörünü barındırıyor, zalimini barındırıyor, kafirini barındırıyor...  Öyle ki şeytan bile yer bulamaz duruma geliyor. Birgün çıkıp Suriyelileri istemeyiz diyorlar, bir gün çıkıp Kavm-i Lut'un helaketini talep ediyorlar yaptıklarını bir marifet sanıp. Bi bakmışsınız elinde kalaşnikof belinde etek
sözde halkların kurtuluşu adı altında, kendi halkına kurşun sıkıyorlar ve daha niceleri. Vallahi bıktıp bu pisliklerle beraber yaşamaktan. Bıktık bıktıkta yine de susuyoruz fitne çıkmasın dirlik bozulmasın diye. Ve zor da olsa şükrediyoruz,  iskeleti bunlardan oluşmuyor ülkemin. İskeleti; yani vatanı, bayrağı ayakta tutan yegane kuvvet; Mütevazi anadolu insanı. Hani Çanakkale'de Tüm ailesi şehit olupta hayatta kalan son akrabasını, oğlunu cepheye gönderen teyzelerimiz varya işte onlar ve onlar gibi niceleri çok şükür ki bu milletin candamarlarını omurgasını oluşturuyor.
     Evladı şehit oluyor "Vatan sağolsun" diyorlar. Ülkenin başına gelen musibetlere sabrediyor dua ediyorlar. Kafir bunu anlayamıyor. baktığında güçsüz cılız görünüyor bu anadolu insanı,  ancak kalpteki imanı ve imanın sahibini göremiyor kafir. Yüzyıllardır hazmedemedikleri yenilgilerinin sebebi işte bu gözle görülmeyen devasa iman. Aslında bu iskelet şimdiye kadar hiç dikilmedi. hep mütevazi posizyonunu aldı. Başı hep önde, sabır sebat halinde, zikiri duası kalbinde bazen dilinde. 15 Temmuza kadar vatandaş ya-sabır çekip sabrediyor, Fitne fesat çıkmasın diyor sineye çekiyordu. Ne zaman ki kendi namusuna, yani vatanına ilişilinceye kadar. 
15 temmuz  vatana bayrağa uzanan elin nasıl kesileceğinin gösterildiği bir gündür. Bir milletin iki asır aradan sonra devasa dirilişinin Kıyam ettiği gündür. Düşmanların Türk milletinin diğer milletlerden farkının olduğunu anladığı gündür 15 temmuz. Ama yinede anlamıyor içimizde aydın geçinen geri kafalar.
    Ne demiş atalar "sû uyur düşman uyumaz" (sû= asker). Düşman uyumayacak yine düşmanlığını en şiddetli şekilde yerine getirecek. Ama Elhamdulillah ki artık karşısında uyuyan değil, dimdik doğrulmuş  bir halk var. Ancak Kur'an-ı kerimin uyarısını da can kulağı ile dinleyip tatbik etmek gerek. "Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz. "ALİ İMRAN-139
Allah bizlere zafer vaad ediyor ancak şart koşuyor. Gevşemeyin diyor. Rehavete kapılmayın diyor. Her Anımızı 15 temmuz gecesi gibi geçirmemizi belkide istiyor. Çünkü hainler gevşememizi istiyor. Fitne istiyor. Kardeşi kardeşe vurdurtmayı amaçlıyor.  Ellerine bir fırsat geçirseler, belki de sadece bir an, ellerinden gelse yok edecekler, Suriye'ye Irak'a çevirecekler güzel ülkemi. Hep bir arayış içindeler. Uyanık olmak elzemdir. 
    Bu yüzdendir ki; Bu adavet yürüyüşüne dikkat edelim, akabinde gerçekleşmesi muhtemel olayları yakından takip edelim. Nasıl oyunlar kurulduğunu gözlerimizi açıp izleyelim. Devletimizin oyunlara nasıl cevap verdiğini de görelim, görelim ki devletimizle gurur duyalım.Taa ki oyuna gelip fitne ateşinde kavrulmayalım. Etrafımızda ki insanlarıda bu hususta uyaralım. Yaptığımız davranışları ölçelim biçelim öyle yapalım. Konuşacağımız kelimeleri çok düşünüp az dile getirelim. Özellikle Suriyeliler konusunda azami dikkat gösterelim. Provakatörlerin gazına kapılmayalım. Sağ duyulu düşünelim. Evvela onları şu veya bu ülke vatandaşı olarak değil, İnsan olarak görelim 
sonra Müslüman olarak görelim. Bende biliyorum içlerinde nice pislik insanlar barındırdıklarını.  Ama Bediüzzaman'ın da dediği gibi; " Bir gemide bir tek mâsum, dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanun-u adaletle batırılmaz." Kaldı ki Savaştan kaçmış binlerce yaşlı, çocuk ve kadın yani aciz ve mazlum insanlar olmasına rağmen bir kaç serseri için tüm mültecileri bir tutup zulmetmek ne bize ne de ceddimize yakışır bir durum olmaz. Hem Rabbimiz demiyor mu "Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. ..." (En'âm, 6/164) diye.
Biri serserilik namuzsuzluk ve dahi nice kötülük yapmışsa bile külli bir ceza ne kadar adaletli bir hük olabilir ki. Fitnenin nereden geleceği hiç belli etmiyor. Artık uyuma lüksümüz yok.  Gözümüz açık olmak zorundayız. Yoksa gözümüzü gurbet topraklarda, ailemizin bir kısmı öldürülmüş bir kısmına tecavüz edilmiş bir halde açarız. Hafizanallah...

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
'GÖÇ YÖNETİMİ ZİRVESİ' DÜZENLENDİ
'GÖÇ YÖNETİMİ ZİRVESİ' DÜZENLENDİ
ARINÇ: URFA BEDEL ÖDEME NOKTASINDA DEĞİL, BEDEL ALMA NOKTASINDADIR videolu haber
ARINÇ: URFA BEDEL ÖDEME NOKTASINDA DEĞİL, BEDEL ALMA NOKTASINDADIR videolu haber